Anladığım kadarı ile onlar daha çok sıfat tamlamasının “yavru” kısmına takıldılar. Ancak MHP için “yavru” lafını boşuna kullanmadım.
CHP ile MHP, Akparti iktidarına yıllarca muhalefet ederken sahnede sürekli Kavuklu ile Pişekar rolünde yer aldı.
Usta-çırak ilişkisi içinde yürütülen muhalefette MHP sürekli CHP’nin dümen suyundaydı.
Rotayı Anamuhalefet partisi CHP çizdi, yavru muhalefet MHP kendisine gösterilen hedef doğrultusunda gündemin peşine takıldı.
Böyle giderse daha uzun yıllar ana ile yavrusunu aynı rollerde sahnede göreceğiz gibime geliyor.
MHP’li bazı milletvekillerinin yaptığı densizlikleri hepimiz televizyonlardan ayrıntıları ile izledik, Başbakan’ın eşinin yaşadığı yaşadığı başörtüsü mağduriyetini bile alay konusu yapacak kadar küçüldüler.
Bırakın hakkı-hukuku, referans olarak gösterdikleri Türk milletinin örf, adet ve geleneklerini bile yıkıp geçtiler.
Özür dilemek yerine utanmadan sergiledikleri bayağı davranışın savunmasını bile yaptılar.
Bu konuyu uzatmaya gerek yok.
Yavrumuhalefet bir kez daha gösterdi hangi standartlarda at koşturduğunu.
Bu onların suçu değil tabi, ne yapsalar olmuyor.
Çünkü sergiledikleri çirkin tavır, siyasi kimliklerinin bir parçası.
Yani kabında ne varsa dışarıda o sızıyor.
Ancak en az bunun kadar vahim olan bir başka konu daha vardı o gün mecliste.
Bir siyasi partinin diğerine tuzak kurması; hem de o partiyi kapattırmak adına.
Yavrumuhalefet 2008 yılında Ak Partili bir yöneticinin dillendirdiği “Bizim için peygamber gibi” sözlerini meclise taşıdı.
Bilinçli, her adımı planlanmış ve tüm hazırlıkları yapılmış olarak.
Konuyu ilk kez gazeteci büyüğümüz Ünal Tanık Haber 7’deki köşesinde dile getirdi.
Ardından Reha Muhtar yazısına konu etti.
MHP’liler o gereksiz benzetmeyi meclise taşıyarak sadece muhalefet olsun diye hareket etmedi.
Bu tavrın arkasında iktidara kurulmuş çirkin bir tuzak vardı.
Amaç iktidar partisini bir kez daha kapatma davası ile karşı karşıya bırakmaktı.
Bunun için delil lazımdı, MHP’de kendisine düşen rolü hakkıyla oynadı.
Ünal Tanık “ateşe odun toplamak” diye özetledi durumu, Reha Muhtar “ Türkiye’de ya darbe zeminini oluşturur ya da bir parti kapatmasının gerekçesini” sözleriyle.
MHP ve bazı odaklar iktidarı sandıkta gönderemeyeceğini anlayınca, siyaset dışı yollar arayışına çıktılar yine.
CHP ile MHP’nin malum çetelerle yan yana fotoğraflandığı cumhuriyet mitinglerinde asker göreve çağrılmıştı.
Olmadı.
Şimdi de Anayasa Mahkemesi’nde yarım kalan bir hesabın peşindeler.
Çok tartışmalı irticanın odağı etiketini yiyen iktidar partisine ikinci kapatma davası açtırmak için yollara düştüler bu kez.
Ancak ucuz hesap peşinde koşanların, hesap etmediği bir şey var.
O da vefalı, kadirşinas, hak hukuk, örf,adet, gelenek bilir bu millet.
Artık bu millet; Türküyle, Kürdüyle Lazıyla oynanan oyunların farkında.
Herkesin bir hesabı var tabii ki en büyük hesap sahibinin de.
Ahmet Gemici/ Haber7
ahmetgemici@hotmail.com.tr |